Medya Dünyasının Aykırı Çocuğu Netflix

Netflix Türkiye yayına başladığından bu yana nice gecemizden saatleri, nice haftasonundan güneşli günleri, nice sosyal aktiviteden değerli vakitleri afiyetle yiyoruz. Şikayetçi de değiliz aslında. Hollywood imparatorluğunun hüküm sürdüğü dünyada Netflix hepimizin olumlu karşılayabileceği bir yenilik oldu. Bunun birkaç nedeni var : 

  • Netflix teknolojinin tüm nimetlerinden faydalanabiliyor. Çünkü kendisi temelde bir site. Dolayısıyla kullanıcının medya arşivi içindeki tüm davranışlarını izleyip analiz edebiliyor. Dolayısıyla hangi kullanıcıya ne zaman, hangi içerikleri sunması gerektiğini çok iyi biliyor. Basit bir ifadeyle, içerikler belli standartlara göre kategorize ediliyor. Sizin izleyip bitirdiğiniz, beğendiğiniz içeriklere göre bunlara benzeyen yeni içerikler seyrinize sunuluyor. Üstelik bunu yaparken filmlerin kapakları bile size özel olarak, kişiselleştirilmiş bir şekilde sunuluyor. Örneğin romantik komedi seven biriyseniz, filmden bir çiftin görüntüsü, aksiyon seven biriyseniz filmden heyecanlı bir an gibi görüntüler filmlerde kapak olarak karşımıza çıkıyor. Yani algoritmalar bizim neyi sevdiğimizi anlayıp sevebileceğimiz yeni içerikleri, sevebileceğimiz bir şekilde bize sunuyor.
     
  • Bizim oldukça hoşumuza giden bir özellik, Netflix’in birçok ülkede büyümesi. Bu şu demek, Netflix her ülkede orijinal yapımlarını üretiyor ve bu yapımlar diğer ülkelerde görücüye çıkabiliyor. Biliyorsunuz, Hollywood’da sene boyunca sinefiller dahil herkesin beğeniyle karşılayabileceği az sayıda kaliteli yapımlar üretiliyor. Bu filmlerin ticari ve sanatsal başarıları görülünce, tamamen bu filmleri kopyalayan, bu yüzden özgünlükten ve derinlikten yoksun onlarca başka film yapılıyor. Bu filmlerdeki yoğun ‘Amerikan’ atmosferden ve bakış açısından hepimize gına gelmiştir. Bu yüzden Netflix’in güzel dünyamızın birçok farklı dilinde içerik üretmesi, bu yapımların tamamen bu kültürlerin içinden çıkıp bu kültürün zenginlikleriyle bezenmiş olması, ama narasyon ve yapım standartlarının hiç düşmemesi seyirciye en uygun tabirle “nefes aldırıyor”. Narcos, Dark, La Casa de Papel, The Rain bu örneklerden bazıları.
     
  • Medya dünyasının aykırı çocuğu : Kapitalizmin bağrından harman olmuş olsa da çoğu Netflix yapımında modern değerleri savunan, sistemi sert bir dille eleştiren özgürlükçü sekanslarla sık sık karşılaşıyoruz. Bu tür içeriklerin Netflix’in ayırt edici bir değer, bir duruş ve karakter kazanmasında etkili olduğunu düşünüyoruz.
     
  • Yenilikçilik : Birbirini tekrar eden yapımlardan ve senaryolardan sıkıldık. Artık klasik narasyonun ötesine giden, içeriğinde perspektifini dünya kültürlerine çeviren, yeni sinematografi metodları deneyen yapımları büyük bir keyifle karşılıyoruz. Black Mirror: Bandersnatch’ta seçim yaparak hikayeye yön veriyor olmaktan heyecan duyduk. Chef’s Table gibi yemek dünyasına birçok farklı kültürün birçok farklı aşçısını çok hoş ve sanatsal karelerle izlemekten büyük keyif aldık. Umarız başka hiçbir yerde pek görmediğimiz bu tür yenilikler bu platformda olmaya devam edecek. 

Netflix bu gibi özellikleriyle büyümeye ve tekelleşmeye devam edecek gibi görünüyor. Bakalım Amazon Prime, Apple gibi platformlar bize neler sunacak. Bekleyip görelim. 

BİZE ULAŞIN


Şahkulu Mah. Serdar-ı Ekrem Cad. 31/2 Beyoğlu - İstanbul

T: 0 212 245 97 95   |   E: hello@conteus.co